İsrail’de üniversite eğitimi aldığı belirtilen Türkü Avcı ise röportajda, Müslüman ve Türk olduğunu söylemesine rağmen kendisini “Siyonist” olarak tanımladı. Bu ifade, İslam dünyasında Filistin meselesinin taşıdığı anlam düşünüldüğünde büyük tepkiyle karşılandı. Avcı’nın ayrıca, Türkiye’de İsrail’e yönelik tepkileri ‘İslamcı propaganda’ olarak nitelendirmesi de kamuoyunda milletin vicdanını hedef alan bir yaklaşım olarak değerlendirildi.

Röportajda özellikle LGBT konusu ön plana çıkarıldı. Avcı ve Dooreck, Orta Doğu’da eşcinsel bireylerin güvende hissedebileceği tek ülkenin İsrail olduğunu iddia etti. Bu söylem, Gazze’de çocukların, kadınların ve sivillerin bombalar altında can verdiği bir dönemde, İsrail’in insan hakları sicilini örtme çabası olarak yorumlandı. Filistin’de yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin görmezden gelinerek, özgürlük söyleminin yalnızca belli başlıklar üzerinden pazarlanması, röportajın etikten uzak ve tek taraflı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Türkü Avcı’nın sosyal medya paylaşımlarında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik destek içeriklerinin yer aldığı da görüldü. Avcı’nın hem Türkiye iç siyasetine dair paylaşımlar yapması hem de İsrail’i aklayan söylemleri, “siyasi kimlik – ideolojik duruş” tartışmasını beraberinde getirdi.

Bu detay, Avcı’nın açıklamalarının bireysel bir görüşten ziyade daha geniş bir politik duruşun parçası olup olmadığı sorularını da gündeme taşıdı.
















