Avrupa Komisyonu, Avrupa otomotiv sanayisini temiz ve rekabetçi bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan kapsamlı bir politika paketini kamuoyu ile paylaştı. Avrupa’da bu dönüşüm sürecini hızlandırmak ve küresel rekabet gücünü artırmayı hedefleyen paket kapsamında birçok alanda atıfta bulunulan “Made in EU – AB’de Üretilmiştir” vurgusu korumacı bir çerçeve çizerken Türkiye otomotiv sanayisinin ihracatı ve dış ticaret dengesi açısından önemli riskleri ön plana çıkartıyor.
Türkiye’nin otomotiv ihracatının yüzde 60’dan fazlasını AB’ye yaptığını hatırlatan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, “Son olarak açıklanan Otomotiv Paketi, AB’nin bu konudaki istikrarlı duruşunun bir göstergesi oldu. Gümrük Birliği’nin 30 yıla yakın süredir geliştirdiği AB ile Türkiye arasındaki kuvvetli entegrasyon ile tüm tedarik zinciri yıllar içerisinde bütüncül bir yapıya dönüşmüş durumda. Karşılıklı kazanç ilişkisi ile bugünlere gelen kuvvetli ticaret ilişkisi sonucunda, AB’nin araç ithalatında Türkiye ikinci araç ihracatında ise üçüncü sırada yer alıyor. Tamamlanmış araç ticaretinin ötesinde karşılıklı tedarik sanayi ticaretinde de yüksek bir hacim ve denge söz konusu. Dolayısıyla AB’de açıklanan politikalar otomotiv sanayimiz ve ekonomimiz için hayati önem taşıyor” açıklamasını yaptı.
OSD Başkanı Eroldu, “Made in EU” yaklaşımından endişe duyduklarının altını çizerek, “Avrupa Komisyonu, AB otomobil pazarının yüzde 60, hafif ticari araç pazarının yüzde 90’ını oluşturan kurumsal araçlar için niyetini net olarak ortaya koymuş durumda. Burada ‘AB’de Üretilmiş’ tanımının ne olacağı kritik önem taşıyor. Komisyon tarafından 28 Ocak 2026’da görüşe açılması öngörülen ‘AB’de Üretilmiş’ tanımı ilk aşamada otomotiv sanayisini etkileyecek gibi görünürken tüm sanayiye yansıyacak. Büyük risk teşkil eden bu tanıma Türkiye’nin de dahil edilmesi hayati önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Cengiz Eroldu
















