Haziran 2025’te İsrail ile birlikte İran’ın nükleer tesislerine yönelik 12 günlük kapsamlı saldırılar gerçekleştiren ABD yönetimi, amacına tam olarak ulaşamayınca İran’a yönelik baskılarını artırdı. Bölgede, İsrail’e tehdit olacak hiçbir güç istemeyen ABD Başkanı Donald Trump, 28 Aralık’ta İran halkının kötü ekonomik koşullara duyduğu tepkiyle başlattığı protestoları kullanarak Tahran yönetimine diz çöktürmeye çalışıyor. Trump, İran’a yönelik askeri müdahale tehditlerini başlangıçta “Sivilleri katlederseniz vururuz” şeklinde yöneltirken, Ortadoğu’ya askeri güç yığdıktan sonra “Müzakerelere başlayıp istediğimiz gibi nükleer programdan ve balistik füze üretmekten vazgeçmezseniz vururuz” noktasına taşıdı. Aynı Trump, İsrail’in bölge ülkelerinin istikrarını sarsan müdahalelerine rağmen Tel Aviv’i silahlandırmaya devam ediyor.
Trump, 2018 yılındaki ilk başkanlık döneminde İran ile 5+1 (Almanya, İngiltere, Fransa, Rusya, ABD+Çin) arasındaki nükleer anlaşmadan çekilerek yeni bir anlaşma talep etmişti. İkinci döneminde Tahran’ı buna zorlamak için İsrail ile birlikte askeri seçeneği kullanan Trump, İran’ın en büyük nükleer tesisleri olan Fordow, Natanz ve İsfahan tesislerini vurmasına rağmen İran’ın nükleer kapasitesini yok edememişti. İran güçlerinin haziran savaşı sırasında İsrail’in çeşitli noktalarına 40’tan fazla dalga halinde düzenlediği 500’den fazla füze saldırısı ise İsrail şehirlerine ciddi zarar vermişti. Ortadoğu’ya savaş gemilerinin ulaşmasından sonra tehditlerini yeniden artıran Trump, İran’dan nükleer müzakerelere dönerek “Herkesin çıkarına olacak bir anlaşmaya ulaşmayı” teklif etti. Trump, dün sosyal medyada yayınladığı açıklamada, İran’ın nükleer ve balistik programlarından vazgeçmemesi halinde bu seferki saldırıların hazirandaki saldırılardan daha sert olacağı tehdidini savurarak, “Zaman tükeniyor” cümlesine yer verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın şuan en zayıf durumunda olduğunu öne sürerken bölgedeki ABD kuvvetlerinin İran’ın füze menzilinde olduğu uyarısını yaptı. Pentagon kaynakları ise müdahalenin nükleer tesisleri hedef alacak geniş çaplı hava saldırılarıyla olabileceğine işaret ederken, bunun da İran rejimini iyice zayıflatıp Dini Lider Ali Hamaney ve üst düzey rejim yetkililerini ortadan kaldırarak iç isyanlarla çökmesini sağlayabileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, ABD’nin böylece İran’ı İsrail’in tehlike hissettiğinde rahatça vurabileceği bir ülke haline getirerek bir nevi dişlerini sökmeyi hedeflediğine dikkat çekiyor. Buna karşılık başta Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün gibi bölge ülkelerinin yanı sıra Avrupa ülkeleri de endişelerini paylaşıyor. Hamaney’in sahneden çekilmesi halinde İran’daki rejimi kontrol altında tutmayı sağlayacak bir halefinin olmadığına dikkat çeken Avrupalı diplomatik kaynaklar, “Böyle bir durumda halkın dış destekle başa gelecek bir lideri kabul etmeyeceğinin” altını çizdi. Diplomatik kaynaklar, bu durumun İran’da Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) şahin kanadını güçlendireceğini ve ülkede şiddet dalgasına sebep olacağını belirtirken, “Bu şiddet dalgası kontrolsüz bir göçün yanı sıra ekonomik ve askeri istikrarsızlığa da sebep olabilir uyarısını yapıyor.
Bir aydır İran’a yönelik tehditlerini sürdüren ABD’nin yeni bir saldırı başlatmasını “henüz” istemeyen İsrail, haziran ayındaki füze saldırılarına benzer bir saldırıya karşı yeterli koruma sağlanmasını istedi. New York Times’ın verdiği bilgiye göre, ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon) bu sürede Basra Körfezi’ne iki uçak gemisi ve 3 savaş gemisinin yanı sıra Ürdün’deki hava üslerine de stratejik saldırı uçakları ile THAAD ve Patriot hava savunma sistemleri yerleştirildi. İsrail buna ek olarak İran’a bağlı vekil güçlerin karadan saldırı ihtimalini de değerlendiriyor. Maariv gazetesine konuşan askeri kaynaklar, İsrail’in Ürdün-Suriye sınırındaki kuvvetlerini alarm durumuna geçirdiğini söyledi. Kaynaklar, Tel Aviv’in aralık ayında Ürdün sınırında Golan Tepeleri’nin güneyinden Akabe Körfezi’ne kadar uzanan 500 kilometrelik bir duvar örmeye de başladığını sözlerine ekledi.















