Yeni yayınlanan 3 milyon belgeyle birlikte ABD’li siyasetçi ve iş insanlarından elitlere uzanan karanlık bir ağın merkezindeki isim olan pedofili milyarder Jeffrey Epstein’ın, yalnızca bir istismar dosyasının figürü olmadığı; aksine devletler arası dengeleri etkileyen küresel bir şantaj mekanizmasının kilit aktörü olduğu ortaya çıktı. Epstein’ın, Mossad’la bağlantılı çalıştığı ve elde ettiği kayıtlar üzerinden dünya liderleri, kraliyet aileleri ve Körfez sermayesini kapsayan geniş bir etki ağı kurduğu öne sürülüyor.
Sızdırılan Epstein e-postalarında, BAE lideri Muhammed bin Zayed’in Suudi veliaht prensi Muhammed Bin Selman’ı devirmek için İstanbul’da Kaşıkçı suikastını planladığı iddia ediliyor. Ekim 2018 yılında yapılan yazışmalarda Epstein’ın Anas Al Rashid adlı bir isimle Kaşıkçı cinayetini ve arka planını tartıştığı görülüyor. 12 Ekim 2018 tarihli mesajlarda Al Rashid, Kaşıkçı’nın öldürülmesini “Çirkin… Oldukça çirkin” sözleriyle tanımlıyor. Epstein ise bu ifadeye, “Bana daha büyük bir şey gibi geliyor. MBZ’nin onu tuzağa düşürmüş olması beni şaşırtmaz” yanıtını veriyor. Al Rashid, “Kendilerini savunmazlarsa Suudiler Trump’ı kaybedecek. En iyi savunma çirkin bile olsa hakikati söylemek bence” ifadelerini kullanıyor. Al Rashid, operasyona katılan kişilerden birinin cep telefonuyla video kaydı aldığını ve daha sonra bu telefonun hacklenerek görüntülerin ele geçirildiğini ve MBZ tarafından görüşmeye çağrıldığını da söylüyor.

Epstein’in 27.01.2012 yılında Dan Dubno isimli kişiyle yaptığı yazışmada, Türkiye’nin bölgede etkili bir siyasi performans sergilediği, bölgesel nüfuzunu önemli ölçüde artırdığı değerlendirmesi yapılıyor. Yazışmada Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerinin İsrail’i rahatsız ettiği ifade ediliyor. Dubno, İsrail istihbarat unsurlarının Türkiye açısından hassas bir konu olan Kürt meselesinde daha aktif rol üstlenmiş olduğunu açıkça ifade ediyor.
Maile göre Türkiye, 2008’de Gazze’deki Dökme Kurşun katliamı sonrası İsrail’i durdurmak için yoğun bir diplomatik misyona girişiyor. “Erdoğan neo-Osmanlı kaslarını gevşetiyor” ifadeleri geçen yazışmada, “Türkiye İsrail’i otobüsün altına atıyor” denildi. Yazışmada, “Bildirilene göre ülkedeki uzun süreli İsrail istihbarat ajanlarını da tasfiye ettiler; bu da diğer kötü niyetli adımlar arasında yer alıyor. Erdoğan, tarihsel olarak İsrail’le iyi çalışanları Türk ordusu içindeki ajanları da temizliyor” dedi. Epstein’ın 2018’de yolladığı bir mailde Erdoğan’ı açık bir şekilde tehdit olarak gördüğünü yazıyor. Yazışmada, bazı ülkelerdeki suikast ve darbe girişimlerine atıf yapılarak, “Pakistan’da İmran Han, Erdoğan, Humeyni, Şi veya Putin’den çok daha büyük bir barış tehdidi” deniliyor.
Yeni belgelerde Norveç Prensesi Mette-Marit’in adı yüzlerce kez geçiyor. 2011’deki bir e-posta yazışmasında prensesin Epstein’ın ismini internette araştırdığını kendisiyle paylaştığı söyleniyor. Geçtiğimiz günlerde Mette-Marit’in Epstein ile buluştuğu ortaya çıkmıştı. Yeni belgelerde Danimarka Kralı Frederik’in de adı geçiyor. 2012’de yapılan bir yazışmada, Epstein’ın çevresinden bir kişinin “Erik ile ilgili stratejiyi yarın daha ayrıntılı konuşalım. Sabah Danimarka’dayım, Veliaht Prens ile görüşeceğim” dediği görülüyor. Maillere göre İsveç Prensesi Sofia, 2012’de Epstein’ın özel davetlisi olarak New York’ta bir film gösterimine katıldı. Sofia’nın yardımcısının yolladığı bir mailde, Prensesin fotoğrafını atarak, “Merhaba Jeffrey, Prenses Sofya parti için Afrika’da, sen neredesin” dediği görülüyor.
















