Ali Bilaloğlu, yaptığı açıklamada, 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerini ve 2026 öngörülerini paylaştı.
Bilaloğlu, Türkiye otomotiv pazarının 2025’te güçlü ve istikrarlı bir büyüme sergileyerek yılı yüksek bir performansla kapatmaya hazırlandığını söyledi.
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre 2025 Ocak-Kasım döneminde toplam otomobil ve hafif ticari araç pazarının, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10’un üzerinde artarak 1 milyon 176 bin adedi aştığını aktaran Bilaloğlu, aynı dönemde otomobil pazarının yüzde 10,96 artışla 938 bin adede, hafif ticari araç pazarının ise yüzde 7,13 artışla 238 bin adede ulaştığını bildirdi.
Bilaloğlu, kasım ayında pazarın ivmesini koruyarak geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,82 büyüdüğünü, bu performansın son 10 yılın kasım ayı ortalamalarının oldukça üzerinde gerçekleştiğini ifade etti.
Bilaloğlu, 2025’in makroekonomik belirsizliklere ve regülasyon etkilerine rağmen talebin canlı kaldığı, tüketici güveninin kademeli olarak toparlandığı, döviz kurundaki görece istikrarın fiyat baskılarını azalttığı, elektrikli ve hibrit araçların pazarda daha görünür hale geldiği bir yıl olduğunu belirtti.
Doğuş Otomotiv olarak gelişmeleri doğru okuduklarını ve sektördeki bu büyümeyi yansıtan dengeli ve sürdürülebilir bir performans ortaya koyduklarını kaydeden Bilaloğlu, şöyle devam etti:
Ali Bilaloğlu, 2026’da merkez bankalarının daha öngörülebilir bir politika çerçevesine yönelmesi ve kur tarafındaki istikrarın güçlenmesi halinde, tüketici güveninin korunacağını ve otomotiv talebinin daha sağlıklı bir zemine oturmasını beklediklerini dile getirdi.
Bilaloğlu, genel çerçevede 2026’da pazarın 2025’e benzer ancak daha çok elektrikli araçlar odaklı bir yapıda oluşmasını beklediklerini vurgulayarak, “Doğuş Otomotiv olarak güçlü yapımız, dönüşüm sürecinde teknoloji ve veri odaklı yol haritamız, hizmet ve mobilite alanındaki yatırımlarımız ve Türkiye geneline yayılan yetkili satıcı-servis ağımızla 2026’da da sürdürülebilir büyüme stratejimizi kararlılıkla yürüteceğiz. Amacımız, temsil ettiğimiz markaların gücünü korumanın yanı sıra Türkiye’de mobilitenin geleceğini şekillendiren şirketlerden biri olmak ve Türkiye otomotiv ekosisteminin güçlü oyuncularından biri olarak yolumuza devam etmek.” diye konuştu.
Otomotiv sektörü açısından bakıldığında dönüşümün henüz tamamlanmadığını kaydeden Bilaloğlu, elektrifikasyonun, bağlantılı araçların, dijital servis modellerinin ve yeni mobilite çözümlerinin sektörün geleceğini yeniden şekillendirmeye devam ettiğini söyledi.
Bilaloğlu, “Doğuş Otomotiv ise bu dönüşümü yalnızca takip eden değil, bizzat yöneten bir şirket olarak konumlanıyor ve mobilite ekosistemindeki çok boyutlu varlığını güçlendiriyor. Bugün kendimizi sadece bir otomotiv distribütörü olarak değil, mobilite sağlayıcısı bir şirket olarak tanımlıyoruz.” dedi.
Dijitalleşmeye de değinen Bilaloğlu, online satış kanallarının güçlenmesinin, ikinci el araç ticaretinin dijital platformlara kaymasının ve müşteri deneyiminde kişiselleştirilmiş hizmetlerin önem kazanmasının sektörün tüm oyuncularını yeni iş modelleri geliştirmeye yönelttiğini belirtti.
Bilaloğlu, Doğuş Otomotiv’in hem kendi geliştirdiği teknolojiler hem de çok markalı yapısının sağladığı esneklikle güçlü bir rekabet avantajı elde ettiğinin altını çizdi.
Bilaloğlu, Türkiye ve dünya genelinde tüketici tercihlerinin değiştiğine dikkati çekerek, elektrikli araçlara yönelik talep artarken tüketicilerin menzil, batarya ömrü, şarj hızı ve altyapı erişimi gibi konularda daha gerçekçi ve fonksiyonel beklentilere sahip olduğunu vurguladı.
Tüketici davranışını belirleyen unsurlar arasında çevresel duyarlılığın ve ekonomik rasyonalitenin öne çıktığını aktaran Bilaloğlu, “Elektrikli araçların ikinci el değerlemesi ise hala gelişmekte olan bir alan. Standartların oturması, batarya teknolojilerindeki ilerleme ve şarj altyapısının güçlenmesiyle birlikte ikinci el elektrikli araç pazarının orta vadede daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasını bekliyoruz. Türkiye’de araç başına şarj noktası sayısı Avrupa ortalamasının üzerine çıkmış durumda. Hızlı şarj kapasitesinin artmasıyla birlikte elektrikli araç pazar payının yüzde 30 seviyelerine yükselmesi muhtemel görünüyor.” şeklinde konuştu.
Bilaloğlu, 2026’ya yönelik olarak Doğuş Otomotiv’in temsil ettiği tüm markalarda önemli ürün yenilikleri ve elektrikli modellerde hızlı bir büyüme öngördüklerini belirtti.
Audi Türkiye markasının 2026’daki model atağının, birinci çeyrekte pazara sunulması planlanan A6 Sedan modelinin e-hybrid versiyonuyla başlayacağını söyleyen Bilaloğlu, “İkinci çeyrekte RS5 modelinin hem Avant hem de Sedan kasa tipi plug-in hybrid versiyonları müşterilerimizle buluşacak. Yılın üçüncü çeyreğinde A6 allroad ile birlikte iki yenilenmiş model, A3 model ailesinin ve tamamen elektrikli Q4 e-tron model ailesinin makyajlı versiyonları pazara sunulacak. Üçüncü çeyrekte Q7 modelimizin yeni versiyonu, son çeyrekte ise Audi’nin CUV segmentinde yer alacak ve tamamen elektrikli olan yeni bir modeli satışa sunulacak. 2026’da ayrıca çok kısıtlı sayıda Audi Q9 modelinin de satışı öngörülüyor.” ifadelerini kullandı.
Ali Bilaloğlu, Volkswagen Ticari Araç markalarının mayıs ayında Transporter modelinin Çift Kabin Pick-Up versiyonunu, aralık ayında ise Caddy ve Multivan modellerinin makyajlı versiyonlarını pazara sunacağını bildirdi.
Bilaloğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:
















