1982 yılında Ağrı’da doğan Gürkan, ailesiyle birlikte çocukluk yıllarında Manisa’ya taşındı. Henüz 12 yaşındayken mesleğe ilk adımını atarak İzmir’in oto sanayinde çıraklık yaptı ve ustalardan aldığı eğitimle otomobil kaporta ve boya konusunda uzmanlaştı.
Akabinde klasik otomobil tutkusuyla kendisini geliştiren Gürkan, 2002 yılında İstanbul Kadıköy’de kendi atölyesini kurdu. Burada özellikle 1938-1975 yılları arasında üretilmiş ABD menşeli araçların restorasyonu ve kaporta-boya işleri ile ilgilendi. 2012 yılındaki kentsel dönüşüm nedeniyle atölyesini Sakarya’nın Pamukova ilçesine taşıdı. Günümüzde ise, 2024 yılının sonunda Bilecik’in Osmaneli ilçesinde faaliyetlerine başladı ve burada 200 metrekarelik atölyesinde çalışmalarını oğlunun da desteğiyle sürdürüyor.

Yılda en fazla üç sipariş alabiliyor. Gürkan, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerin yanı sıra zaman zaman İngiltere ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden getirilen hurda durumdaki klasik otomobiller üzerinde çalışıyor. Yoğun çalışma temposu sebebiyle, yılda en fazla üç projeye kabul edebildiğini belirtiyor.
İhtiyaç duyulan parçaları ABD’den tedarik eden Gürkan, özellikle çamurluk, tampon, kapı ve bagaj kapağı gibi otomobil aksamlarını çeşitli şirketler aracılığıyla temin ediyor. Restorasyon tamamlandığında, aracın diğer kısımlarının uzman ekipler tarafından restore edilmesi için İstanbul’a sevk ediliyor. Bu süreç genellikle yaklaşık iki yıla mal oluyor.

Evli ve üç çocuk babası olan Gürkan, bugüne kadar dört çırak yetiştirdi. Müşterilerinin araçlarının çoğunun kullanılamaz halde geldiğini vurgulayan Gürkan, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Bu otomobilleri tamamen yeniden hayata döndürmek zaman alıyor, ortalama iki yıl sürüyor. Günümüzde nadir bulunan bu modeller, artık piyasada pek fazla yok.”
Kendisine teslim edilen otomobillerin detaylı bir işlemler dizisini geçirdiğine değinen Gürkan, süreci şöyle anlatıyor:
“İlk olarak boyayı kazıyorum. Bu aşamada, kumlama işlemi yapılması gereken bölgeleri kumlamaya gönderiyoruz. Bu sayede pas ve korozyon ortadan kalkıyor. Çürükler ortaya çıkıyor ve gerekiyorsa yenileriyle değiştiriyoruz. Sonrasında montaj, zımparalama, astar, macun, boya ve pasta işlemleriyle otomobil eski görünümüne kavuşuyor.”

Gürkan, sağlık durumu el verdiği sürece mesleğine devam edeceğini söylüyor. Sektördeki eleman sıkıntısına da dikkat çeken Gürkan, “Biz de imkanlarımız ölçüsünde ilerlemeye çalışıyoruz. Ne yazık ki, yeni nesil mesleğe ilgi göstermiyor. ‘Oturduğumuz yerden para kazanmak’ peşinde olanlar, bu işin zorluklarını göremiyor.” diyerek sözlerini tamamlıyor. Gürkan’ın ifadelerine göre, klasik otomobil restorasyonu sabır ve titizlik isteyen, zaman alan bir süreç. Ancak bu iş, tutkuyla yapıldığında yaşam boyu sürdürülebilir bir meslek haline geliyor.





















