İlber Ortaylı’nın Cumhurbaşkanımızın kararıyla Fatih Camii hazinesine gömülmesi Fatih’i dünyaya doğru tanıtma ve gençlere doğru tanıtma açısından verdiği emeğin selamlanması bakımından da son derece kıymetli olmuştur. Aynı zamanda diğer alimlerimizle diğer merhum ulemayla yan yana yatacak olmasının da devlet millet hayatımız açısından işaret ettiği büyük değerler ve değerlendirmeler vardır. Hocamız tabii tarihi, kitlelere sevdirmekle daha çok anılıyor ama bir tarihçinin ötesinde gerçekten büyük bir mütefekkir kelimenin tam anlamıyla alim kelimenin tam anlamıyla üstad kelimenin tam anlamıyla bir vatan evladıydı.
Türkiye’nin değerlerinin korunmasında, Türkiye’nin evrensel dünyada doğru değerlendirilmesinde çok büyük katkısı oldu. Hepimiz öğrencilik yıllarımızdan itibaren eserlerini okuduk konferanslarını dinledik. Daha sonra bir büyüğümüz olarak çok daha yakınında sohbetlerinde bulunduk. Gerçekten Türkiye büyük bir değerini kaybetti. Dün de Fatih Camii’nde çeşitli illerden gelen vatandaşlarımız, alimlerimiz, tarihçilerimiz, genç kardeşlerimiz, Türkiye’nin değerlerine sahip çıkanlara, Türkiye’nin nasıl sahip çıkacağını bir kere daha gösterdi.
Tabi ki Cumhurbaşkanımızın siyasi liderliğinin önderliğinde çeşitli senaryolar hazırlıklarımız her an var her an taze.
Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşıdır. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Bütün gayretimiz bunun için olacaktır.
Dünya büyük bir savaştan geçiyor. Bu süreçte Cumhurbaşkanımızın, Gazi Mustafa Kemal anısına verilen Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün BM Genel Sekreteri Gutteres’e verilmesini çok anlamlı kabul ediyoruz.
İran’da üst düzey isimlere suikast yapıldığı bilgisi geçiyor. Tabi burada bambaşka bir tablo çıkıyor. Amerika’dan yapılan açıklamalara baktığımızda İran’ın haksız ve hukuksuz saldırılara karşı yapacaklarının değerlendirilmediği görülüyor.
Uluslararası hukuk açısından İran tamamen haksız bir saldırıyla karşı karşıyadır. Yeniden müzakere masasının kurulması gerekirken maalesef yapılan şey daha çok ülkeden daha çok savaş uçağı istemek oluyor. Bu işin sonu iyi değil. Bir çıkış planınız yoksa bir işe girmeyeceksiniz.
İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurması… Devletler devlet gibi hareket etmelidir. İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayrı meşrudur.
Savaş durmalıdır. Müzakere masası kurulmalıdır. Bir ülkeyi rejimini sevmiyorum diyerek bombalamak çok kötü şeylerin kapısını açar.
Bu suikastlar yöntemiyle İsrail’in ortaya koyduğu dayatma felaketler getirecektir. İsrail’e karşı dünya net bir tutum almadığı sürece İsrail’i daha vahşi davranmaya teşvik etmiş oluyor.
İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor.
İç kamuoyumuzda bu meseleler değerlendirilirken kesinlikle mezhep tartışmalarından uzak durulması gerekir. Bu mezhep tartışmalarını içimize kim sokuyorsa bilelim ki bunlar çok tehlikeli dış destekli sosyal medyanın algoritmalarıyla da oynanarak bizim bağışıklık sistemimizi zayıflatmaya yönelik gündemlerdir.
Sırf mezhebimiz farklı diye mazlumun hakkını savunmamak da siyasi mezhepçiliktir. Bunları asla kabul edemeyiz. Meşru göremeyiz ve ülkemizin içine bu fitnenin sokulmasına asla müsaade etmemeliyiz.
İran’ın ülkemizi hedef alan füzeler atmaması gerektiğini bunun yanlış olduğunu söyledik. Bunun çok başka sonuçları olacaktır. Doğru olan bölge barışını savunan bütün kardeş ülkelerle barış adalet inisiyatifinin ortaya koyulmasıydı. Bunun dünyada en güçlü sesi Cumhurbaşkanımız olmuştur.
Siyonist yayın organlarında İran’daki Kürtler İran rejime karşı ayaklanacak şeklinde bir takım değerlendirmeler görüyoruz. İran’daki Kürt kardeşlerimizin hiçbir şekilde Siyonist saldırganlığın tarafı olması söz konusu değil.
Rum kesiminin İsrail’e yakın ilişkileri Doğu Akdeniz’de istikrarsızlık getiriyor.
CHP’de siyaset üretilemiyor.
CHP Genel Başkanı Sayın Özel sürekli olarak açıklamanın tarihini erteledi. Bu da eleştirildi. Bütün devlet görevlileri mal varlıklarını düzenli olarak bildiriyor. İlk başlarda diyorduk ki CHP için mutfakta biri var heralde. En son bölgede savaş var tutmuş biri kişi Türkiye’nin savunma sanayisini hedef alıyor o da Özgür Özel. Bu iş neden Özgür Özel’e düşüyor. CHP kendi gündemine hakim değil. Kes kopyala yapıştır gündemiyle hareket ediyor. Sayın Bakanımız dedi ki hem yargıya gideceğim hem de diğer şekilde bu söylediklerinin yalan olduğunu beyan etti. Özgür Özel silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. Bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek.



