Yeni teknolojilerin görücüye çıktığı ve şirketlerin gövde gösterisi yaptığı global fuarlar, Çinliler başta olmak üzere artık Uzak Doğulu şirketlerden soruluyor. Geçtiğimiz hafta sona eren Barselona’daki Mobil Dünya Kongresi, bu yıl adeta bir Çin teknoloji vitrini gibi göründü. Salonları dolaşırken göze çarpan ilk detay, katılımcı ve stant yoğunluğunun büyük ölçüde Çinli şirketlerden oluşmasıydı. Bir zamanlar organizasyonun merkezinde yer alan ABD’li ve Avrupalı şirketler yıldan yıla daha kıyıda köşede, küçük alanlarda varlık göstermeye çalışıyor. Çinli markaların devasa stantları ve ardı ardına yapılan lansmanları, teknoloji dünyasındaki ağırlık merkezinin Doğu’ya kaydığını gözler önüne seriyor.
Fuarda öne çıkan alan sadece mobil telefonlar değil; otomotiv ve robotik teknolojiler artık sahnenin başrolünde. İnsansı robot prototipleri, otonom servis robotları ve akıllı otomobil teknolojileri ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görüyor. Çinli şirketler, yalnızca ürünlerini sergilemekle kalmayıp geleceğin teknoloji trendlerini belirleyen aktör olduklarını güçlü biçimde hissettiriyor.
Başta Huawei, Xiaomi, Honor, ZTE ve Lenovo olmak üzere Çinli markalar, akıllı telefonlardan 5G altyapı çözümlerine, yapay zekâdan robotik sistemlere kadar geniş bir yelpazede fuarın nabzını tutuyor. Bu yoğunluk, Çin’in teknoloji üretiminde olduğu kadar inovasyon tarafında da belirleyici güç olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Çin’in ardından Uzak Doğu’dan en görünür oyuncular Güney Kore ve Japonya. Samsung ve LG gibi Güney Koreli şirketler güçlü stantlarıyla yer alırken; Japonya’dan Sony ve NTT Docomo gibi markalar daha sınırlı ama etkili bir görünürlük sağlıyor. Tayvan merkezli yarı iletken üreticileri de teknoloji ekosisteminin önemli bir parçasını temsil ediyor.

